<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nisMedia: new york + istanbul + stockholm</title>
	<atom:link href="http://nismedia.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://nismedia.com</link>
	<description>new york :: istanbul :: stockholm</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 May 2012 06:53:40 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kocaeli Kitap Fuarı&#8217;nda Bardız haberleri&#8230; Şahinler Ailesi.. üçüncü kuşak.. Zelliba Abla&#8217;nın torunu Türker Şentürk&#8230;</title>
		<link>http://nismedia.com/2012/05/kocaeli-kitap-fuarinda-bardiz-haberleri-sahinler-ailesi-ucuncu-kusak-zelliba-ablanin-torunu-turker-senturk/</link>
		<comments>http://nismedia.com/2012/05/kocaeli-kitap-fuarinda-bardiz-haberleri-sahinler-ailesi-ucuncu-kusak-zelliba-ablanin-torunu-turker-senturk/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 May 2012 06:50:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nismedia.com/?p=1102</guid>
		<description><![CDATA[ 
Bugün dünyanın başka bir köşesinden Bardız haberleri sürüyor.
Bugün 18 Mayıs 2012.  Bardız haberleri derken, nüfus hareketleri ile öne gelen ve gündem olan haberler, demek isterim.
Nüfus hareketleri ile İzmit’e gelen ve Kocaeli il sınırlarında yerleşen bir Bardız’dan söz etmek isterim.  Şahinler Ailesi  bir süredir bir kalem ucunu sivriltiyor. Hangi kalemin?
Bu satırların yazarı bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bardiztekinsonmez.blogspot.com/"> </a></p>
<h3><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0200.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1103" title="DSCN0200" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0200-194x300.jpg" alt="" width="194" height="300" /></a>Bugün dünyanın başka bir köşesinden Bardız haberleri sürüyor.</h3>
<h3>Bugün 18 Mayıs 2012.  Bardız haberleri derken, nüfus hareketleri ile öne gelen ve gündem olan haberler, demek isterim.</h3>
<h3>Nüfus hareketleri ile İzmit’e gelen ve Kocaeli il sınırlarında yerleşen bir Bardız’dan söz etmek isterim.  Şahinler Ailesi  bir süredir bir kalem ucunu sivriltiyor. Hangi kalemin?</h3>
<h3>Bu satırların yazarı bir kalem tutuyor elinde! İşte onun ucu&#8230;   Şöyle oldu!</h3>
<h3>Beklenmedik bir yerde bir karşılaşma oldu.</h3>
<h3>Nüfus hareketleri ile İzmit’e gelen ve Kocaeli il sınırları içine yerleşen ve bir ucu Şahinlere giden bir dalga geldi ve bu satırların yazarını buldu.</h3>
<h3>Yelkenler şimdi rüzgarla doldu&#8230;  Son günlerin yakın gündemi&#8230;</h3>
<h3><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0193.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1104" title="DSCN0193" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0193-300x283.jpg" alt="" width="300" height="283" /></a>Değerli İzleyici,</h3>
<h3>15 Mayıs 2012 konulu habere dönüyorum.</h3>
<h3>Konu Türker Şentürk&#8230;</h3>
<h3>Dün ilginç bir şey oldu.</h3>
<h3>Hergün böyle şeyler oluyor.</h3>
<h3>Öykücü, gazeteci Necati Mert’le konuşuyordum. Tekin Abi diye, uyardı. O yöne döndüm..</h3>
<h3>Genç bir adam elinde bir kitap orada duruyordu. Yaklaştım.</h3>
<h3>&#8216;Bunu almak istiyorum,&#8217; dedi.   Saygılı bir şekilde duruyor, &#8216;Pera da İstanbul&#8217; adlı kitabı elinde tutuyordu.</h3>
<h3>&#8216;Neden bu kitap&#8217; diye, sordum. &#8216;Birisi mi öğütledi?&#8217;  <a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0194.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1105" title="DSCN0194" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0194-300x280.jpg" alt="" width="300" height="280" /></a></h3>
<h3>&#8216;Sizi bloglarınızdan izliyorum,&#8217; dedi. &#8216;Orada gördüm.&#8217;</h3>
<h3>Bir öğrenci izlenimi verdi bakışlarıyla, duruşuyla.</h3>
<h3>Makine mühendisi olduğunu sonradan öğrendim.   &#8217;İmzalar mısınız,&#8217; diye kitabın sayfalarını açarak masaya bıraktı.</h3>
<h3>Olay bundan sonra gelişti. Kitabı imzalamak için adını sordum.</h3>
<h3>Ben.. falanın oğluyum, diye yanıt verdi.  Söylediği ad bana bir çağrışım yapmadı. Anımsamadım.</h3>
<h3>Bunun üzerine, ‘Ben Zelliba Abla’nın torunuyum,&#8217; dedi.   Usumdan geçmeyen bir şeydi. Şaşkınlığım iyice arttı.</h3>
<h3>Şahinler Ailesinin son evrede takındığı davranışlar, Şahinler Ailesi&#8217;nin sonu değilmiş meğer.</h3>
<h3>İşte  son yıllardaki böyle bir ortam gel gitleriyle kaleme dolanan negatif  dalgalardan sonra, pozitif bir dalga geldi ve bu satırların yazarını  buldu.<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0196.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1106" title="DSCN0196" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0196-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></h3>
<h3>Evet, 1987 doğdumlu Türker Şentürk’le böyle bir tanışma oldu.</h3>
<h3>Şahinler Ailesi ya da Şahinler Kitabı&#8217;nı bu kalemle yazmayı ağır aksak olsa da izliyor ya da nadasa bırakılmış bir tarla gibi arada bir demir sabanla sürüyor gibi geçmişin aynasında izliyordu onu bu satırların yazarı.</h3>
<h3>Geçmişin  aynasında Şafağın Demircisi&#8217;ni (TRT şiir ödülü 1970) yazan bu kalem,  Mevlüt amcası için: &#8216;demiri yaman çekiçlerdi amcam, ben ocağı kavlarla  süslerdim..&#8217; diyen bu kalemdi yine.</h3>
<h3>Ne  oldu, Soğanalı Dağlarından, Coruh Kanyonları&#8217;ndan, Kars Platosu&#8217;ndan  rastlantısal, hiç kimsenin emek vermediği bir yazar çıktı ve ulusal  sahnede yerini aldı ve evrensel düzlemde Türkçe&#8217;yi bayrak yaptı diye,  Şahinler ailesi suskunluğa büründü.</h3>
<h3>Bir de Puşkin&#8217;in geçtiği yollardan geçti mi yazarımız&#8230; Bakın bundan sonra ne oldu!</h3>
<h3>Dalgaların geri çekilmesi gibi bir sessizlik başladı.  <a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0197.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1107" title="DSCN0197" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0197-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></h3>
<h3>Yazarımız bir yere düşse, dalgalar köpük köpük üstünden gelip geçebilecekti.</h3>
<h3>Fakat bu olmadı, yazarımız Bursa Kitap Fuarı, İzmir Kitap Fuarı derken.. Kocaeli Kitap Fuarı&#8217;na da geldi.</h3>
<h3>Çağımızda, internet aracılığı ile istenen yere çiçek de gönderilebiliyor.</h3>
<h3>Yazarımız, Şahinler Ailesi&#8217;nden bunu da beklemedi. &#8216;Yaşa, varol &#8216; gibi bir telefon sesi de çıkmadı o aileden.</h3>
<h3>Yetmiş  beşindi doğum yılı anısına geldi ve o gür sesi ile sahneye çıktı ve  Genel Yayın Yönetmeni (1972-75) olduğu Yansıma Dergisi&#8217;nin 40. yılında  &#8216;Edebiyata ve Yansıma Yazarlarına vefa ve saygı&#8217; panelleri düzenledi.</h3>
<h3>Şahinler Ailesi&#8217;nden ses soluk çıkmadı bu süre boyunca.</h3>
<h3>İşte bundan sonra çıka çıka üçüncü kuşak bir genç, &#8216;Zelliba Abla’nın torunuyum&#8217; diyerek, karşısına çıktı yazarımızın.</h3>
<h3><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0198.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1108" title="DSCN0198" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0198-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>Bu genç adamı tanımanızı istedim, istiyorum.</h3>
<h3>Farklı açılardan tanıtacağım onu.</h3>
<h3>Bir, Kars Platosu&#8217;ndan, Bardız&#8217;dan çıkan nüfus hareketleri, yer değiştiren bir aile ve  bugün onların tuttuğu yer açısı var.</h3>
<h3>Şahinler Ailesi  ve üçüncü kuşakla varılan bu hedef açısı da çok önemli.</h3>
<h3>Yer yer bu satırların yazarını da içine katacak bir anlatı olacak bu yazılar bir anlamda.</h3>
<h3>Şahinler Ailesi ile üçüncü kuşak bağlantılı bu genç yaratıcıyı tanımanızı istiyorum.</h3>
<h3>Hayır Zelliba Abla’nın torunu olarak değil bir anlamda.</h3>
<h3>Zihinsel arkaplanı ile yaratıcı ve kitaplarla empatisi olan, kitap dostu bir gençle karşı karşıyayız.</h3>
<h3>Salt Zelliba Abla&#8217;nın torunu olarak değil, Türker Şentürk olarak onu tanımanızı istiyorum.</h3>
<h3>Uzun, çok uzun süredir bu aileden, işte böyle bir gençle karşılaşmak istiyordum. <a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0199.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1109" title="DSCN0199" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN0199-300x279.jpg" alt="" width="300" height="279" /></a></h3>
<h3>Bayrağı teslim etmek için bekliyordum onu. Hangi bayrağı!</h3>
<h3>Kitap severlik bayrağını, kitaplarla duygudaş olan, kitaplara empatisi olan bayrağı&#8230;</h3>
<h3>Evrensel düzlemde yazınsal metin dili olan, güzel edebiyat dili olan Türkçe bayrağını&#8230;</h3>
<h3>Biraz konuşunca, futbol dili ile söyleyecek olursam, sahada iyi yer tuttuğunu anladım.</h3>
<h3>Savunmada ve atakta top denetimi iyi, havadan gelen toplara yerinde kafa çıkan, dar alanda topu kaptırmayan bir futbolcu gibiydi.</h3>
<h3>Bloglar Kocaeli Kitap Fuarı haberleri yazmayı benden isterken neler oldu!</h3>
<h3>Okur  yazar olmayan Zelliba Abla’dan böyle bir torun, usuma gelir miydi hiç!</h3>
<h3>Aşk  olsun! Hangi genetik bileşkeler, hangi doğaçtan rastlantılar, diyalektik  hangi sarmallar&#8230;</h3>
<h3>Aşk olsun Zelliba Abla&#8230;  İnanılır gibi değil&#8230;</h3>
<h3>Sevgi, içtenlik&#8230;</h3>
<h3>Teki SonMez, 18 Mayıs 2012, İzmit, Kocaeli.</h3>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nismedia.com/2012/05/kocaeli-kitap-fuarinda-bardiz-haberleri-sahinler-ailesi-ucuncu-kusak-zelliba-ablanin-torunu-turker-senturk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Smyrna&#8217;da, Büyük İskender, bir huş ağacının altında kilim dokur gibi düş görüyordu, yazarımızın gördüğü düşte&#8230;</title>
		<link>http://nismedia.com/2012/05/smyrnada-buyuk-iskender-bir-hus-agacinin-altinda-kilim-dokur-gibi-dus-goruyordu-yazarimizin-gordugu-duste/</link>
		<comments>http://nismedia.com/2012/05/smyrnada-buyuk-iskender-bir-hus-agacinin-altinda-kilim-dokur-gibi-dus-goruyordu-yazarimizin-gordugu-duste/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 May 2012 18:58:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nismedia.com/?p=1091</guid>
		<description><![CDATA[
Kazananlarla yitirenlerin kabus yaşadıkları kent, diye İzmir’den bir ses geldi.
Bu ses, Basmane&#8217;de konaklayan yazarımıza dek ulaştı.
Belki de bu sesle olacak, yazarımız Basmane’de son iki gün içinde iki kez aynı düşü gördü.
Düşünde Büyük İskender, bir huş ağacının altında kilim dokur gibi düş görüyordu.
Kilim dokumak gibi düş görmek, Büyük İskender’e daha o çocuk olduğu günlerde öğretilmişti.
Böylece görülen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>
<p><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN9969.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1093" title="DSCN9969" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN9969-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a>Kazananlarla yitirenlerin kabus yaşadıkları kent, diye İzmir’den bir ses geldi.</p>
<p>Bu ses, Basmane&#8217;de konaklayan yazarımıza dek ulaştı.</p>
<p>Belki de bu sesle olacak, yazarımız Basmane’de son iki gün içinde iki kez aynı düşü gördü.</p>
<p>Düşünde Büyük İskender, bir huş ağacının altında kilim dokur gibi düş görüyordu.</p>
<p>Kilim dokumak gibi düş görmek, Büyük İskender’e daha o çocuk olduğu günlerde öğretilmişti.</p>
<p>Böylece görülen düş hem renkli oluyordu hem de bir tılsımla açılır, bir tılsımla kapanır olma özelliğine kavuşuyordu.     <a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/çeşme.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1094" title="çeşme" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/çeşme-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></p>
<p>Görülen düşün duruma göre dönüşme özelliği vardı.</p>
<p>Düşü gören kişininin alnında üçüncü göz vardı.</p>
<p>O göz/e, bir göz gibi gizemli el yazmasına benzeri o düş sessizce akıyordu.</p>
<p>Hani belki de hattatlarca nakışlanıyordu o göze o düş.</p>
<p>Bunu da tanrısal gücüyle Apollon okuyor ve kullarına bilgece öğütlerle haber salıyordu.</p>
<p>Büyük İskender de bu görevi bilmeden aldı.</p>
<p>Smyrnalı ipek tenli beyaz kadınlar ün salmıştı o günlerde bu bölgede.</p>
<p>Afrodite tapınağının kutsal bakireleri gibi etkinlikler de yapabiliyorlardı Smyrnalı ipek tenli beyaz kadınlar&#8230;</p>
<p>Büyük İskender’e Pagos tepesi yamaçlarında kuş tüyleri, huş ağacı ve boya ağacı liflerinden bir yatak hazırladılar bu apak ipek tenli kadınlar.</p>
<p>Bir sığırtmacın yanık kaval sesleri eşliğinde, bir çeşme, orada uzun bir ezgi gibi ayrılık sözlerini sayıklıyordu. <a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN9986.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1095" title="DSCN9986" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN9986-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p>O çeşmenin yakında kuruldu kralın yatağı.</p>
<p>İş bununla kalmadı. Yastığının altına mavi boncuklarla işlenmiş kocaman kadife bir göz koydular.</p>
<p>Bu göz, Apollon ve Büyük İskender arasında görsel, sezgisel iletiş ağı oldu.</p>
<p>Bugünkü bilgisayarların üstündeki göz var ya!</p>
<p>İşte çok uzakları o gözle nasıl yakın ediyorsak..</p>
<p>Böyle ipeklerle işlenmiş bir gözdü bu da.</p>
<p>Bundan sonra ne oldu? Şu oldu!</p>
<p>Buyruk yayıldı her yana.  İnsanlar ilkin Apollon tapınağına koştular.</p>
<p>Yere başlarını koyarak secde ettiler. <a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN9974.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1096" title="DSCN9974" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN9974-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p>Bildiri akan su ile okundu, o suyu içtiler.</p>
<p>&#8216;Hamd sana, yüce ve biricik Apollo&#8217; sesi, gür bir ırmak sesi gibi geldi.</p>
<p>Bundan sonra ne oldu? Şu oldu!</p>
<p>Kükreyen seferberlik gibi büyük göç başladı.   Kadifekale Pagos tepesi yönü taşarak doldu.</p>
<p>En önemlisi de demirciler, taş ustaları&#8230;</p>
<p>Dülgerler, sayaçlar, dokumacılar gerekiyordu kurulacak yeni kente.</p>
<p>Değerli İzleyici,   Siz bir kent kurmaya karar verdiğinizde ne yaparsınız?</p>
<p>Yazarımız olsa, ilk bir gül bahçesi yapar orada.<br />
<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN9980.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1097" title="DSCN9980" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN9980-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a><br />
Pembe gülleri severdi Büyük İskender de.  İşte böyle&#8230;</p>
<p>Buyruk  tez ellerle yayıldı dört bir yana.</p>
<p>Ellerinde pembe gül fideleri olanlar alındılar bölgeden içeriye.</p>
<p>Bu süre bu bölgeye en ünlü taş ustaları, en ünlü demirciler konuk edildi.</p>
<p>Gitmek istemeyenler zincirlenerek sürüklene sürüklene oraya götürüldü.</p>
<p>Adına &#8216;mübadele&#8217; denilen bir olay yaşandı bu topraklarda.</p>
<p>Akan su, uçan bulutlar bile yer yurt değiştirdi.</p>
<p>O gün bu gündür akın akın insan seli gelip bu tepenin çevresine yerleşti.  <a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN9990.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1098" title="DSCN9990" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN9990-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p>Bu fotoğraflarda izlediğiniz o günkü Smyrna, bu günkü İzmir kenti oldu.</p>
<p>Bundan sonra ne oldu? Önemli bir şey oldu!</p>
<p>Bir yazar, adı Tekin olan bu satırların yazarı bir gün Smyrna&#8217;ya geldi.</p>
<p>Kazananlarla yitirenlerin kabus yaşadıkları kent, diye Basmane&#8217;yi gezdi.  Hayır!</p>
<p>Smyrnalı kadınların peşinden koşmuyordu yazarımız.<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN9979.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1099" title="DSCN9979" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/05/DSCN9979-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p>Büyük İskender o nedenle erken öldü.</p>
<p>Büyük İskender&#8217;le bir farkı buradaydı yazarımızın işte.</p>
<p>Yazarımızın, Büyük İskender&#8217;le benzerliği olmaz mı?</p>
<p>Efendim! İşitemedim!</p>
<p>Ne dediniz? Lütfen bir daha.   Bakın, bundan sonra şu oldu!</p>
<p>Yazarımız o surların dibinde bir ezgi gibi taa o arkaik günlerden kalmış, pembe bir gül ağacı buldu.</p>
<p>O gül ağacının önünde durdu yazarımız.</p>
<p>Hayır koparmadı onları.</p>
<p>Eğildi  gül ağacının önünde ve öptü yapraklarını ve gözlerinden iki damla yaş  bıraktı ıssız, kimsesiz toprağa, tıpkı kendisi gibi.</p>
<p>Büyük İskenderle yazarımızın benzerliği mi dediniz ..benzerliği de  alın.. işte bir anı olarak sizlere&#8230;</p>
<p>Sevgi, içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin SonMez, 24 Nisan 2012, İzmir, Basmane, Smyrna.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nismedia.com/2012/05/smyrnada-buyuk-iskender-bir-hus-agacinin-altinda-kilim-dokur-gibi-dus-goruyordu-yazarimizin-gordugu-duste/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Smyrnalı Efsaneler, efsane yurdu Basmane, İzmir&#8217;in içinde adı Basmane olan aynalı çarşı ve yazar, yaşam, yapıt ve bir de yazarımız.</title>
		<link>http://nismedia.com/2012/04/smyrnali-efsaneler-efsane-yurdu-basmane-izmirin-icinde-adi-basmane-olan-aynali-carsi-ve-yazar-yasam-yapit-ve-bir-de-yazarimiz/</link>
		<comments>http://nismedia.com/2012/04/smyrnali-efsaneler-efsane-yurdu-basmane-izmirin-icinde-adi-basmane-olan-aynali-carsi-ve-yazar-yasam-yapit-ve-bir-de-yazarimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Apr 2012 19:58:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nismedia.com/?p=1078</guid>
		<description><![CDATA[Bu  satırların yazarı Tüyap Kitap Fuarı için İzmir’e geldi. O ara yazdıkları sitede yayınlandı.
Zihinsel,  güncel ve düşünsel üç dünya kurdu ve doğal yaşamını korudu o koşulda.
İyi de.. yazarımızın düşünsel arkaplanını  oluşturan ağ nedir? Bir deneme örneği. Bu satırların yazarı İzmir’i önceden tanımıyordu. 13.4. 2012&#8242;de Cuma günü akşama doğru  İstanbul&#8217;dan Pegasos Havayolları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0002-Copy.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1079" title="DSCN0002 - Copy" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0002-Copy-300x282.jpg" alt="" width="300" height="282" /></a>Bu  satırların yazarı Tüyap Kitap Fuarı için İzmir’e geldi. O ara yazdıkları sitede yayınlandı.</p>
<p>Zihinsel,  güncel ve düşünsel üç dünya kurdu ve doğal yaşamını korudu o koşulda.</p>
<p>İyi de.. yazarımızın düşünsel arkaplanını  oluşturan ağ nedir? Bir deneme örneği. Bu satırların yazarı İzmir’i önceden tanımıyordu. 13.4. 2012&#8242;de Cuma günü akşama doğru  İstanbul&#8217;dan Pegasos Havayolları ile geldi ve Havaş otobüsü onu Fuar&#8217;a  yakın bırakmadı ve Büyük Efes Oteli&#8217;nin önünde bıraktı.</p>
<p>Yazarımız iki  bilgisayarın  araç ve gereçlerini taşıyan çantasını çekerek adı Basmane  olan semte yakın Fuar alanına ulaştı. Fuarın açılışı olacaktı ve yazarımız, sorumlu olduğu tanıtım standı önünde kitap severleri güler yüzle karşılayacak, onlarla konuşacak, dileyenlere kitaplarını imzalayacaktı.</p>
<p>İki etkinlik yazarımızı bekliyordu. Bunlar tasarımdam kılgıya dönüşürken, yazarımız öteki insanlar gibi doğal yaşamını sürdürüyordu. Saat 18: 00 sularında standı genel hatları ile hazırlamıştı.</p>
<p>Kitaplar oradaydı duvar yazıları gelmemişti. Öncekilere oranla bu haliyle stand çekim yitirmişti.</p>
<p><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0054.jpg"><img class="size-medium wp-image-1080 alignleft" title="DSCN0054" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0054-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a>Bunlardan  da önemlisi, yazarımızın konaklama yeri yoktu.</p>
<p>Bir yardım aldı ve Oteller Sokağı denilen Basmane İstasyonu  karşına ulaştı.</p>
<p>Bir otel tek kişilik geceliği 70 lirada ısrar etti.</p>
<p>Bunun  üzerine başka bir otele yönlendirildi.</p>
<p>Bu kez geceliği 35 lira olan otel, 2.kat tırmanılan merdivenler bir gece için orada konaklamayı  zorunlu kılıyordu.</p>
<p>Yazarımızın sağ bacağı diz kapağından ayak bileğine dek uzun  bir çelikle mıhlanmıştı on iki yıl önce ve merdivenler olmasa daha iyi  olacaktı.</p>
<p>Öğlen yemeği yememiş ve İstanbul, Topkapı’dan Anadolu Yakasındaki Sabiha  Gökçen Havalimanına gitmiş, öğlen yemeğini atlamıştı ve midesi boştu yazarımızın.</p>
<p>Otelde çalışanlara sordu. Halk tipi Türk Mutfağı olan bir aşhane var mı? Onu ana caddede bir lokantaya götürdüler.</p>
<p>Üç yarım kap sebzeli ile bir  sütlaç için 20 lira ödedi ve buraya bir daha gelmem dedi, içinden.<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0048.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1081" title="DSCN0048" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0048-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a><br />
<a href="http://2.bp.blogspot.com/-A2FZaTkrUsU/T5eq9JeOEMI/AAAAAAAAHBM/oR8oLOwhlRQ/s1600/DSCN0050.JPG"></a></p>
<p>Çünkü o İzmir’e tanıtım standı için ve iki etkinlik için gelmişti. Satış ve maddi getiri, ilk hedef değildi.</p>
<p>Şöyle oldu, yazarımız, Basmane’yi görmek için yürüdü ve 3 kap yemek 5 lira yazılarını gördü.</p>
<p>Çevirme tavuk 5 liraydı.   Oralarda otellerden geçilmiyordu.</p>
<p>Oysa ona İzmir’de konaklamanın zorluğu söylenmiş ve hatta geceliyi 50, 60 ytl olan kurumsal konukevlerinin aylarca önceden dolduğu anımsatılmıştı. Üstelik kent dışında ve her gün gidiş ve dönüş toplam iki saatlik uzaklık sorunu vardı.</p>
<p>Yazarımız günün yorgun ağırlığı içinde iki saatini yollara veremezdi.</p>
<p>Bursa Fuarı sırasında bu konu yormuştu. İzmir’e böyle geldi.</p>
<p><a href="http://3.bp.blogspot.com/-O7tcfaXJ7gc/T5et1uT_BXI/AAAAAAAAHBc/5kQ6VOQ0L3g/s1600/DSCN0067.JPG"></a>Basmane onu bekliyormuş gibi, kanatlarını açtı ona ve onu kucakladı. Geceliği 20 lira olan bir otel.. odalara baktı ve dışarıya penceresi olan soldaki odayı seçti. Ertesi gün Muzaffer Otel’e geçti ve oda temizliğini beklerken sordu.<br />
<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0067.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1082" title="DSCN0067" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0067-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a>&#8216;Burada kahvaltı yapılacak bir yer tavsiye eder misiniz?&#8217;   Edip Bey yakındaki bir pastaneye götürdü.</p>
<p>Bal, kaymak ve bir fincan süt için 3 lira ödedi.  Servis yapan (ikinci fotoğraf) Sebahat Hanım özenliydi.</p>
<p>Yazarımız her sabah aynı saatte ilk fotoğrafta görünen  yerde kahvaltı yaptı.</p>
<p>Dokuz kardeşli bir aileden, ve eşi güvenlik  görevlisi olan ve bir çocukları ile Manisa&#8217;dan gelen Sebahat Hanım’ın  adı, Bahar Hanım oldu.</p>
<p>Tüm bu süre içinde Otel sahibi Edip Bey, gece görevlisi Mihrali Bey ve kahvaltı servisi yapan kişiler değişmedi.</p>
<p>Otelin Sahibi Edip İpek Bey Urfa’dan gelen varlıklı bir ailenin beş oğlundan birisiydi ve İzmir doğumluydu.</p>
<p>Yazarımız Urfa doğumluydu. Yazarımızın annesi, o daha beş altı yaşındayken Urfa’da ölmüştü ve mezarı orada kaybolmuştu. Böyle bir hemşerilik ve duygudaşlık doğdu o sırada. Erte gün sabah otelde Edip Bey dedi ki:<br />
‘ Çok şey yapmışsınız, yazmışsınız.. çok gezmişsiniz!’<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN9856.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1083" title="DSCN9856" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN9856-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/-k3vGcm2E6_0/T5exYxOstJI/AAAAAAAAHBo/ckaxN6V6jww/s1600/DSCN9856.JPG"></a>Yazarımız şaşkınlıkla: ‘Nereden biliyorsunuz,’ diye sordu.<br />
‘İnternet! Tekin Sönmez diye yazdım, o kadar&#8230; İnternette her şey var gece hepsini okudum.’</p>
<p>Böyle konuşa  konuşa kahvaltı yerine dek onu geçirdi Edip Bey ve ikinci gün sahip olduğu eski  bir evin arkaik mozaiklerini nasıl koruduğunu (sağdaki fotoğraf)  gösterdi. Şaşırtıcı öyküler anlattı.</p>
<p>İş burada da kalmadı, gece görevlisi Mihrali Bey, hemen o akşam dedi ki:</p>
<p>‘Hemşeriyiz! Kars konusunda çok şey yazmışsınız, anneniz ve babanın Karslı değil mi?’ Yazarımız yine şaşırdı.</p>
<p>Mihrali Bey: ‘Ben Selimliyim, siz Sarıkamışlısınız’ dedi. Bakın nereden nereye&#8230;</p>
<p>Değerli İzleyici güler misiniz, ağlar mısınız&#8230;   Ne  oldu biliyor musunuz?</p>
<p><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0057.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1084" title="DSCN0057" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0057-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a>İlk konuşma yaptığım etkinlikte Mihrali Bey en ön sırada oturdu.</p>
<p>Edip Bey,  salonu bulamamış,  etkinliğe ulaşamamıştı. Fakat büyük panelde, &#8216;Edebiyata ve Yansıma  yazarlarına vefa ve saygı&#8217; adlı, Necati Mert&#8217;in, Celal Özcan&#8217;ın, Burhan  Günel&#8217;in, M. Sadık Aslankara&#8217;nın katıldığı panelde, Edip Bey ve   Mihrali Bey en önde gururla izlediler paneli.</p>
<p>Bir şey daha oldu, son gün             iş yerinden izin alarak 22 Nisan&#8217;da Fuara ve standa gelen Bahar Hanım&#8217;a &#8216;Söylence Berlin&#8217; adlı romanını armağan olarak imzaladı yazarımız. 24 Nisan’da kahvaltıya giitiğinde Bahar Hanım coşkuyla dedi ki:</p>
<p>&#8216;Efendim, kitabınız çok sürükleyici, elimden bırakamıyorum!&#8217;<br />
<a href="http://1.bp.blogspot.com/-Xiw_pLK3-Oc/T5iNRooougI/AAAAAAAAHCE/LW-atEb-Hdk/s1600/DSCN9920.JPG"></a><br />
Yazarımız buna da şaştı.</p>
<p>&#8216;Evet,&#8217; diye yineledi Bahar Hanım: &#8216;bakın&#8217; dedi &#8216;kitap burada iş olmayınca okuyorum. 145. sayfadayım.&#8217;</p>
<p>Değerli İzleyici güler misiniz, ağlar mısınız&#8230;</p>
<p>Yansıma Dergisi&#8217;nin kırkıncı yılında Yansıma&#8217;yı ve Tekin  Sönmez&#8217;i konuşma gündemi yapmak isteyenler, Söylence Berlin&#8217;i okumadan,  Tekin Sönmez&#8217;i konuşma gündemi yapmak istediler. Oysa Söylence  Berlin&#8217; 20 yıl önc yayınlandı ve yeni basımlar da yaptı. <a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN9920.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1085" title="DSCN9920" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN9920-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p>Dahası, &#8216;75.  doğum yılında, Tekin Sönmez, Tekin SonMez&#8217;i romanları ile anlatıyor&#8217;  proğramına gelmediler bu arkadaşlar.</p>
<p>Oysa bir yazarın ve yapıtlarının, yaşamla yoğrulan  arkaplanında bunlar da ve bunlar da anılmalı.</p>
<p>Anılmalı ki, bir yazarın  arka planı olduğu gibi yapıtların arkasında yığınak yapan duygudaşlık sevinçleriyle de işte böyle dolup taşabilir yaşam.</p>
<p>Yazar, yaşam ve yapıt üçlemesi diyorum, işte bu, biraz  da budur.</p>
<p>Bakın Fuarda olanlardan hiç söz etmedi yazarımız.</p>
<p>On gün  boyunca, Fuar sonrası iki gün bu bölgede yaşadı yazarımız ve bu bölge ile akran ve duygudaş bir varlıklaşma ile İzmir’den ayrılmaya  hazırlandığı bu saatlerde bunları yazdı ve uzaya attı.</p>
<p>İnsan bilmezse ve  unutursa, uzay bilir ve anımsar, dedi.</p>
<p>Şimdi bir anlamda yazarımıza bir Hindistan çağrışımı veren Basmane sokakları, ona  sokaklardaki aşhaneleri ve hemen oracıkta yapılan börekleri ve tatlıları ile onu bekleme çağrısı da çıkardılar. &#8216;Seni yine burada bekliyoruz,&#8217; diye ardından seslendiler.</p>
<p><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0062.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1086" title="DSCN0062" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0062-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a>İşte böyle! Yazarımız burada yalnızlık ağına ve ağıtına düşmedi.</p>
<p>Uzak bir ülkeden gençlik ezgileri gibi gelen Hindistan düşleri onu orada bir daha sardı ve o bu duygularla oturdu yazmaya.</p>
<p>İşte yazar, yapıt, yaşam denilen sırlı üçleme  böyle oluştu.</p>
<p>İşte ancak bunlardan sonra, bakın ne oldu!</p>
<p>İşte ancak bunlardan sonra, efsaneler yurdu Basmane, eski adıyla Smyrna’nın kehanet merkezine yakın olan Agora 23 Nisan&#8217;ı, 24 Nisan&#8217;a bağlayan gece yazarımızın düşüne girdi.</p>
<p>Yazarımız bunu bilmiyordu o güne dek.</p>
<p>İzmir’de böyle arkaik bir düş masalı olduğunu bilmiyordu işte…</p>
<p>İzmir’den ayrılmadan bir gün önce, yazarımız o sabah Agora’ya gitti.<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0061.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1087" title="DSCN0061" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN0061-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p>Bir aşk kenti olan Smyrna gizemlerini, orada Roma Çeşmesi adı ile akan su sesi, evet, ağlayan suyun sesi içli bir ayrılık ezgisi gibi anlattı yazarımıza.Salt Smyrna gizemlerini değil başından geçenleri de anlattı.</p>
<p>Smyrnalı Efsaneler nasıl doğar ve nasıl yayılır?  Yazarımız unutmaz,  sıra ona da gelecek.</p>
<p>Şimdi 25 Nisan Çarşamba.</p>
<p>Saat 12:00, yazarımız saat  15:00 sularında, zihninde Smyrnalı ayrılık, acı ve özlem söylenceleri  ile İzmir&#8217;den uçacak&#8230;<br />
Sevgi, içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin SonMez, 25 Nisan 2012, İzmir, Basmane, Smyrna.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nismedia.com/2012/04/smyrnali-efsaneler-efsane-yurdu-basmane-izmirin-icinde-adi-basmane-olan-aynali-carsi-ve-yazar-yasam-yapit-ve-bir-de-yazarimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Edebiyatı için ve bireylik açısından teker teker her yazar için önemli olan nedir ve neden önemlidir?</title>
		<link>http://nismedia.com/2012/04/turk-edebiyati-icin-ve-bireylik-acisindan-teker-teker-her-yazar-icin-onemli-olan-nedir-ve-neden-onemlidir/</link>
		<comments>http://nismedia.com/2012/04/turk-edebiyati-icin-ve-bireylik-acisindan-teker-teker-her-yazar-icin-onemli-olan-nedir-ve-neden-onemlidir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 15:36:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nismedia.com/?p=1070</guid>
		<description><![CDATA[‘Edebiyata ve Yansıma yazarlarına vefa ve saygı paneli’nin ikincisi İzmir Kitap Fuarı’nda 20 Nisan 2012 günü gerçekleşti.
İlk panel Bursa Kitap Fuarı’nda yapıldı.
Veysel Batmaz, Mehmet Güler, Necati Mert ve Ahmet Özer konuşmacı olarak ilk panele katılmışlardı.
İkinci panelde Celal Özcan, Burhan Günel, Necati Mert ve M. Sadık Aslankara konuştular.
Bu panellerin önhazırlıklarıyla bir arkaplanı var.
Arkaplanda kırk yıl önce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/Copy-of-DSCN9676.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1071" title="Copy of DSCN9676" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/Copy-of-DSCN9676-300x216.jpg" alt="" width="300" height="216" /></a>‘Edebiyata ve Yansıma yazarlarına vefa ve saygı paneli’nin ikincisi İzmir Kitap Fuarı’nda 20 Nisan 2012 günü gerçekleşti.</p>
<p>İlk panel Bursa Kitap Fuarı’nda yapıldı.</p>
<p>Veysel Batmaz, Mehmet Güler, Necati Mert ve Ahmet Özer konuşmacı olarak ilk panele katılmışlardı.</p>
<p>İkinci panelde Celal Özcan, Burhan Günel, Necati Mert ve M. Sadık Aslankara konuştular.</p>
<p>Bu panellerin önhazırlıklarıyla bir arkaplanı var.</p>
<p>Arkaplanda kırk yıl önce Yansıma Dergisi’ni yayınlayan ve yöneten Tekin Sönmez var.</p>
<p>Bu panellerin keşif masasına alınacak ve irdelenecek hedefleri var.</p>
<p>Bunlardan birisi belki de en önemlisi, Yansıma Dergisi’ne kırk yıl önce ürünleriyle katılan; yaşayan ya da yaşamayan  yazarları edebiyat ürünleri bağlamında anmak. Yaşayanlarla bir araya  gelmek.</p>
<p>Bu yazarların ürünleri ile birlikte arkaplanlarını izleyiciye sunmak,  Türkiye’de yayınlanan edebiyat dünyasına bu açıdan örnek olmak, bu panellerin  ikinci bir hedefidir. Türkiye&#8217;de analitik denemelerle çıtayı yükselten  bu keşif masası, bu panellerin nirengi noktası olacak.</p>
<p>Değerli İzleyici,</p>
<p>Neden böyle bir hedef var ve bu neden önemlidir? Bakın çok uzaklara gitmeyelim!  Burada örnek olacak bir ayraç var.</p>
<p>Bu panellere konuşmacı olarak katılan yazar arkadaşlarım  bile, aradan kırk yıl geçmesine karşın, bu satırların yazarını, kırk  yıl önceki Yansıma Dergisi ile örtüştürerek sonuca gitme taraftarı  oldular ilk başlarda.</p>
<p>Oysa aradan geçen kırk yılda, bu satırların yazarı da  boş durmadı. Onun bu kırk yıl içinde yayımladığı romanlar, denemeler,  belgeseller, gazete yazıları dururken, kırk yıl önceki Yansıma Dergisi  ve kırk yıl önceki Tekin Sönmez konuşulsun istendi.<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN00142.jpg"><img class="size-medium wp-image-1076 alignleft" title="DSCN0014" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN00142-300x278.jpg" alt="" width="300" height="278" /></a></p>
<p>Burada bu konuyu irdelemeyeceğim.</p>
<p>Yakın örnek olarak verdim.</p>
<p>Türkiye’de ürün, yazar, yapıt yaşam bağıntısı çerçevesinde eksikliği duyulan bir çalışma alanı romantik bazı  çalışmaların dışında, yıllar yılı bomboş araştırıcısını bekliyordu.</p>
<p>Salt bireysel girişimci yazarlar değil, edebiyat  kurumları gibi çeşitli yazar ozan dernekleri, edebiyat için yola çıkan  ve edebiyatçıları bir araya toplayan örgütler de TYS&#8217;de dahil bu alana  ilgi duymadılar.</p>
<p>Burada Türk Edebiyatı için ve bireylik açısından teker teker her yazar için önemli olan nedir ve neden önemlidir?</p>
<p>Salt yazarın değil, okura sunulan her yapıtın da bir arkaplanı var ve bu ikisinin örtüştüğü yer, edebiyat için özgül ve gizemli çalışma alanıdır.</p>
<p>Böylece Yansıma Dergisi’nde ilk ürünleriyle kamuya sunulan yazarlar üzerine yapılan bu çalışmalar örnek bir model olarak anılacak ve belki de tez konusu yapılacak ileri yıllarda.</p>
<p>‘Edebiyata ve Yansıma yazarlarına vefa ve saygı paneli’ hedeflerini, sırası geldikçe değişik açılardan kamuya sunacağım.</p>
<p>Sevgi, içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin SonMez, 24 Nisan 2012, İzmir.</p>
<p>Not: İlk fotoğraf: İzmir Kitap Fuarı’nda, 20 Nisan 2012 Cuma günü, ‘Edebiyata ve Yansıma yazarlarına vefa ve saygı paneli’nin ikincisine katılan soldan sağa doğru: Necati Mert ,  Celal Özcan, Tekin Sönmez, Burhan Günel ve M. Sadık Aslankara&#8230;</p>
<p>İkinci fotoğraf: Bursa Kitap Fuarı’nda, 18 Mart 2012 Pazar günü, ‘Edebiyata ve Yansıma yazarlarına vefa ve saygı paneli’nin ikincisine katılan soldan sağa doğru: Veysel Batmaz, Mehmet Güler,  Tekin Sönmez, Necati Mert ve Ahmet Özer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nismedia.com/2012/04/turk-edebiyati-icin-ve-bireylik-acisindan-teker-teker-her-yazar-icin-onemli-olan-nedir-ve-neden-onemlidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Homeros, İzmir, yağmur, işte kazananlarla yitirenlerin kabus yaşadıkları kent falan derken, Doğan Hızlan çıkageldi&#8230;</title>
		<link>http://nismedia.com/2012/04/homeros-izmir-yagmur-iste-kazananlarla-yitirenlerin-kabus-yasadiklari-kent-falan-derken-dogan-hizlan-cikageldi/</link>
		<comments>http://nismedia.com/2012/04/homeros-izmir-yagmur-iste-kazananlarla-yitirenlerin-kabus-yasadiklari-kent-falan-derken-dogan-hizlan-cikageldi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 16:36:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nismedia.com/?p=1064</guid>
		<description><![CDATA[İşte  İzmir! İzmir Kitap Fuarı ve ben.
İşte kazananlarla yitirenlerin kabus  yaşadıkları kent.
İşte bugün sağnak yağmurla bu satırların yazarını  karşılayan kent.
Gittiğim her yere ya kar ya yağmur yağıyor.
Mart  ortalarında, Bursa kar yağışı ile karşıladı.
Ardından Stockholm  kar bekliyormuşum gibi çıktı karşıma.
Hani, ne oluyor diye soramıyorum!
Üç gün önce yağmurla karşıladı İstanbul yine.
Ne olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN94711.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1066" title="DSCN9471" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN94711-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a>İşte  İzmir! İzmir Kitap Fuarı ve ben.</h3>
<h3>İşte kazananlarla yitirenlerin kabus  yaşadıkları kent.</h3>
<h3>İşte bugün sağnak yağmurla bu satırların yazarını  karşılayan kent.</h3>
<h3>Gittiğim her yere ya kar ya yağmur yağıyor.</h3>
<h3>Mart  ortalarında, Bursa kar yağışı ile karşıladı.</h3>
<h3>Ardından Stockholm  kar bekliyormuşum gibi çıktı karşıma.</h3>
<h3>Hani, ne oluyor diye soramıyorum!</h3>
<h3>Üç gün önce yağmurla karşıladı İstanbul yine.</h3>
<p>Ne olduğunu anlamış  değilim. Tam da güneş karşılıyor beni diye düş kurduğum sırada işte  şimdi de İzmir.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/-CjAhuEJTonM/T4mdOkGWNFI/AAAAAAAAG9s/6GG3P8EdfE0/s1600/DSCN9470.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5731284874339693650" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://nismedia.com//HLIC/47373dc9e8968d45b3f04dd0095a44ad.jpg" border="0" alt="" width="200" height="170" /></a>İşte, gökyüzünün yarılmasını sağlayıp bu satırların  yazarını sırılsıklam ıslatan kent. İşte İzmir!</p>
<p>İşte kazananlarla  yitirenlerin kabus yaşadıkları kent.</p>
<p>Bu kent için öyle yüzyıllar öteye  gitmek gerekmiyor.</p>
<p>Bir de bugünün öncesi var. Siz hangi yıl seçersiniz?</p>
<p>Sizler  düşünedurun, ben bugünü seçtim.</p>
<p>Yağmurla çıkıp geldim. <a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN9489.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1067" title="DSCN9489" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN9489-271x300.jpg" alt="" width="271" height="300" /></a></p>
<p>İzmir üzerine  bir şeyler de ben söyleyeceğim bu on gün içinde.</p>
<p>Yarın başka bir açıdan  göreceğim İzmir&#8217;i. İzmirli Homeros diyeceğim.</p>
<p>Ben Homeros üzerine  düşündüğüm sırada ilginç bir tanışım, bir meslektaşım Doğan Hızlan  geldi.</p>
<p>Yağmur dışarıda devam ediyordu. Doğan Hızlan hayranlarını ardında  toplayarak gitti.</p>
<p>Bu kez daha önce düşünmeye başladığım Homeros  çıkıp gerisin geri geldi.</p>
<p>Ne dedi biliyor musunuz? Onun verdiği gizi  yarına saklıyorum. Söz! Paylaşacağım sizlerle.</p>
<p>Sevgi, içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin SonMez, 14 Nisan 2012, İzmir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nismedia.com/2012/04/homeros-izmir-yagmur-iste-kazananlarla-yitirenlerin-kabus-yasadiklari-kent-falan-derken-dogan-hizlan-cikageldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Celal Özcan portresi genç bir yazar olarak, nedir ve ne değildir&#8230; James Joyce son yüz yılın ilk on romancısı arasında gösterilen bir yazar. ‘Sanatçı’ diyor. Ben, &#8216;genç bir adam olarak yazarın portresi,&#8217; diyorum.</title>
		<link>http://nismedia.com/2012/04/james-joyce-son-yuz-yilin-ilk-on-romancisi-arasinda-gosterilen-bir-yazar-%e2%80%98sanatci%e2%80%99-diyor-ben-genc-bir-adam-olarak-yazarin-portresi-diyorum/</link>
		<comments>http://nismedia.com/2012/04/james-joyce-son-yuz-yilin-ilk-on-romancisi-arasinda-gosterilen-bir-yazar-%e2%80%98sanatci%e2%80%99-diyor-ben-genc-bir-adam-olarak-yazarin-portresi-diyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 16:29:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nismedia.com/?p=1058</guid>
		<description><![CDATA[Celal  Özcan 1941 doğumlu.
45 sayı yayınlanan Yansıma’da (Ocak 1972- 1975)  dört öyküsü yer almış.
Yansıma‘ya daha altıncı sayıda katılan bir yazar.
Yansıma Dergisi’in 1972 Mayıs (6.) sayısında:‘helva ve ekmek’  başlıklı öyküsünü yayınlamışım.
Bu öyküsü yayınlandığında otuz  yaşlarındadır. 9. sayıda: “Ceketsiz” , 22. sayıda: “Kapının ardı” ,” 45.  sayıda: “Hediye” adlı dört öyküsü ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/Copy-of-DSCN86711.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1060" title="Copy of DSCN8671" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/Copy-of-DSCN86711-286x300.jpg" alt="" width="286" height="300" /></a>Celal  Özcan 1941 doğumlu.</h2>
<h2>45 sayı yayınlanan Yansıma’da (Ocak 1972- 1975)  dört öyküsü yer almış.</h2>
<h2>Yansıma‘ya daha altıncı sayıda katılan bir yazar.</h2>
<p>Yansıma Dergisi’in 1972 Mayıs (6.) sayısında:‘helva ve ekmek’  başlıklı öyküsünü yayınlamışım.</p>
<p>Bu öyküsü yayınlandığında otuz  yaşlarındadır. 9. sayıda: “Ceketsiz” , 22. sayıda: “Kapının ardı” ,” 45.  sayıda: “Hediye” adlı dört öyküsü ve dört ayrı sayıda düzyazılarıyla  toplam sekiz sayıda ürünleri yayınlanmış.</p>
<p>Genç bir adam olarak Celal Özcan portresi nedir?</p>
<p>Kırk Yıl önceki “ Helva ve Ekmak” adlı öyküsüyle Celal Özcan ne demek istiyor?</p>
<p>Öykünün ilk tümcelerini birlikte izleyelim.</p>
<p>“Baba baba, koş bak. Ne güzel kar yağıyor!.<br />
“Billur  avizenin şıkırtılı ışığında, kaloriferli-sıcak odada. Kışlık pıjamalar  üzerinde bir baba. Anne, platin uçlu dolma kalemiyle, yazı masasında  Erzurum daki teyzesine bu İstanbul  kışını anlatmada.”</p>
<p>Yukarıdaki  başlangıçla kırk yıl önce yayınlanan bu öyküde ne var? Celal Özcan  öyküsünü neyin üstüne kondurmuş? ‘Helva ve Ekmek’başlıklı öykü   toplumasal nüfus hareketlerini her hangi bir yerden veriyor mu? Kentlere  doğru yürüyen ayak sesleri var mı yok mu?</p>
<p>Yazarın genç bir adam  olarak portresine baktığımızda ‘Helva ve Ekmek’ adlı bu öyküde hangi  bildiriyi, satır aralarıdna okuyacağız? Celal Özcan, ‘Billur avizenin  şıkırtılı ışığında,’ neyi göstermek ister.</p>
<p>Daha üç beş tümce  okur okumaz, kapalı bir anlatı olmadığını görüyoruz.  İlk algının  önemini bilen bir öykücü olarak Celal Özcan elini çabuk tutmuş ve daha  ilk girişte ve ilk görüşte bağlanan bir duyarlıkla işe koyulmuş.</p>
<p>Ekmek  ve helva adlı öykü, kentiçi titreşimlerle kenti kendisine öykünen bir  öykü. İki paralel kulvarda, kendisiyle örtüşerek ve kişisini ön sırada  tutarak kent içinde, kentin kalbine doğru ilerliyor. Kentin kalbi yeri  ve yurdu değişgen çekirdek ailedir. Yan öyküler daha ilk tümcelerle  orada hazırdır.</p>
<p>Çocuğun: “Baba baba, koş bak. Ne güzel kar  yağıyor, ünlemeleri gibi, &#8216;Anne, platin uçlu dolma kalemiyle, yazı  masasındadır.&#8217; Bu üçlü arasında tökezlemeden ve fakat çokluk çocuğa  tutunarak paralel iki kulvar arasında ileri geri yürümesini izliyoruz  yazarın.</p>
<p>Paralel iki kulvar arasında ileri geri yürümeye çalışan  baba kimliği ve kişiliği, bu öykü boyunca iki farklı dil ve iki ayrı  kişi adılı ile yazılan öykünün temel kişisidir. Yan ayraçlar da dahil bu  temel kişinin önünde ardında kendi dokusunu sürdürüyor tüm öykü.</p>
<p>İkilik  izlenimi veren, iki farklı toplumsal katmanı gösterme çabası izlenimi  verilmek istenen anlatı, aslında aynı kişinin iki ayrı yaşam parçası  üzerindedir. Ağır çekimle işleyen bir tahtaravalli düşünelim burada.</p>
<p>İki  ucunda iki ayrı çocuk, aşağı yukarı devinmektedir. Baba kimliği ise bu  tahtaravallinin ortasında, bir ayağı bir yakada, öteki ayağı beri yakada  her iki çocuğa da zaman ve güç vermektedir.</p>
<p>Bu tür öyküler  geçmişle bağlı oldukları için bir yanları ile romantizme, öteki  parmakları ile rasyonalizme sokulan anlatılardır. Yine bu tür  çelişkileri yumuşatarak sergileyen anlatılar bir yanı ile varsıllık  öteki yanı ile yoksulluk söylemini abartmadan öykünme tekniği ile  gerçekleştirilen anlatılardır.</p>
<p>Böyle olduğu için de lirik bir  anlatım eşliğinde ilerlemesi zorunluk ögesi olarak yazarın gündemine  gelir ve zorlar onu. Ekmek ve helva almak için koşan çocuk için çırpınan  bir anne motifi ile &#8216;platin uçlu dolma kalemiyle yazan anne&#8217; motifi de,  eytişimsel düçünceye göre zıtların ayrılmaz birliğidir.</p>
<p>Dolambaçlı  eğretileme kullanılmadan kendi sesi ile ilerleyen öykü bir anlamda  yazarının sesi ile canlanmaktadır. ‘Ceketsiz’ ve ‘Hediye’ başlıklı  öykülerde yine çocuk kişilerle, çocuk kimliklere öykünen anlatılardır.</p>
<p>Bu  tür öyküler kullandıkları teknik birimleri nedeniyle şöyle ki; dil  birliği, dilde tutarlılık ögesiyle de geçişken zamanların tek düzlemde  örtüşmesi becerisini isterler. Geçişken zamanların bu tür öykülerde  örtüşmesi nedir?</p>
<p>Kişileri kendileriyle örtüştüren zaman  tünelidir. Bir yanı yeraltında bir yanı yerüstünde çift ray sistemi ile  ileri geri çalışabilen bir yol izlenimi verir bu tür öyküler.</p>
<p>Romantizmi  naturalist geçekçilikten açık ara olmadan söylemine ve kişilerin  karekteristik eğilimine emziren anlatılar, hem de yazarını kendi sesine  katan öykülerdir.</p>
<p>Celal Özcan’ın bir yazar olarak kırk yıl önce ortaya koyduğu bu başarısı da bu ögeleri bilinçle kullanmasındadır.</p>
<p>Sevgi, içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin SonMez, 6 Nisan 2012, Stockholm.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nismedia.com/2012/04/james-joyce-son-yuz-yilin-ilk-on-romancisi-arasinda-gosterilen-bir-yazar-%e2%80%98sanatci%e2%80%99-diyor-ben-genc-bir-adam-olarak-yazarin-portresi-diyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>James Joyce son yüz yılın ilk on romancısı arasında gösterilen, ünlü bir yazar. ‘Sanatçı’ diyor. . Ben, Tekin Sönmez olarak, yazarın genç adam olarak portresi, diyorum.</title>
		<link>http://nismedia.com/2012/04/james-joyce-son-yuz-yilin-ilk-on-romancisi-arasinda-gosterilen-unlu-bir-yazar-%e2%80%98sanatci%e2%80%99-diyor-ben-yazarin-genc-adam-olarak-portresi-diyorum/</link>
		<comments>http://nismedia.com/2012/04/james-joyce-son-yuz-yilin-ilk-on-romancisi-arasinda-gosterilen-unlu-bir-yazar-%e2%80%98sanatci%e2%80%99-diyor-ben-yazarin-genc-adam-olarak-portresi-diyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 15:07:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nismedia.com/?p=1051</guid>
		<description><![CDATA[Burada kent ve insan odaklı toplumsal bir devinim konusu var.
Yazarlar da kentlerle açıklanır. Salt açıklama da yetmez.
Kentler  yazarlarla adlanır da.
Türkiye gibi özel durumlarla çağın lokomotifine  yüklenen bir ülkede bile yazarın genç bir adam olarak portresi, bunu  veriyor.
Değerli İzleyici,
Yazarın bir sanatçı olarak değil, ‘genç bir adam olarak portresi’ nasıl olur?
İkinci soru: yazarın genç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN9723.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1053" title="DSCN9723" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/04/DSCN9723-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>Burada kent ve insan odaklı toplumsal bir devinim konusu var.</h3>
<h3>Yazarlar da kentlerle açıklanır. Salt açıklama da yetmez.</h3>
<h3>Kentler  yazarlarla adlanır da.</h3>
<h3>Türkiye gibi özel durumlarla çağın lokomotifine  yüklenen bir ülkede bile yazarın genç bir adam olarak portresi, bunu  veriyor.</h3>
<h3>Değerli İzleyici,</h3>
<div id="post-body-3402833998650283088">Yazarın bir sanatçı olarak değil, ‘genç bir adam olarak portresi’ nasıl olur?</p>
<p>İkinci soru: yazarın genç bir adam olarak kentlerle, nasıl bir ilişkisi olur?</p>
</div>
<div>30 ağustos 1973 tarihli mektubunu Yansıma’ya, Kayseri’den yazıyor, Sivas’tan, Van’dan değil. Nasıl yazıyor? Ne yazıyor?<br />
<a href="http://2.bp.blogspot.com/-v6HZPXJqpYI/T3xXVRd686I/AAAAAAAAG6g/CCQRG1NgeQA/s1600/DSCN9976.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5727548849086198690" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://nismedia.com//HLIC/c4f4a9fa901131a4a04a3f107f0b4bf0.jpg" border="0" alt="" width="210" height="400" /></a><br />
Genç bir adam portresi olarak şöyle yazıyor.</p>
<p>Okuyalım:‘Tekin Bey,<br />
‘Temmuz ayının sonlarında eşim ve küçük çocuklarımla büronuza gelmiş, iki öykümle bir şiirimi bırakmış, ayaküstü tanışmıştık.</p>
</div>
<div>&#8216;Şimdi  de derginize Jack London’un ‘Uçurum İnsanları’ romanı üzerine yaptığım,  beğeneceğinizi umduğum bir eleştirimi gönderiyorum. Olumsuz yargılarınız olursa yanıt verilerek yazılarımın gönderilmesini saygılarımla dilerim.</div>
<div>&#8216;Ak günler sizin olsun.<br />
‘Mehmet Güler, Nazmi Toker Ortaokulu, Ed. Grb. Öğretmeni, Kayseri’</p>
<p>1973  Temmmuz sonlarında, ‘ayaküstü tanışmıştık’ diyor.</p>
</div>
<div>Bu tanışma onda  olumlu izler bırakmış olamalı ki aradan bir ay geçmeden bir çağrışım  metaforu ile kendisini çocukları ve eşi ile anımsatıyor.</p>
<p>O günlerde 28 yaşındadır, Sivas’ın Çepni Köyü’nde doğmuştur.</p>
<p>O köy çocuğuna inanılmaz bir şey olmuştur.</p>
<p>Köy  çocuğu, çantasında öykülerle büyük kentlere gitmek, orada dergilere  ulaşmak ve ürünlerini tanıtmak düşleri görmeye başlamıştır.</p>
<p>Bu düş ona nereden gelmiş kendisi de tam betimleyemiyor.</p>
<p>Eskiden kırlarda çobanlık yapan çocuklara, bir veli bade içirirdi bu ergenler aşık olur, saz çalar ezgi çığırırlardı.</p>
<p>Türkiye’deki evrilen gerçek nedir, sorusuna yaklaşıyorum.</p>
<p>Gerçeklik şudur ‘devran’ değişimi olmuştur.</p>
<p>O aşıklar yeni urbalarıyla sahne almışlardır.</p>
<p>Saz  yerine çantalarına koydukları yazıları taşımaya ve onları dergiler  üzerinden kamuya ulaştırmak için yollara düşmeye başlamışlardır. Şöyle  bir sanrıya da kapılmışlardır bu aşıklar; toplum bu ürünleri ve onları  birkaç yüzyıldır bekliyordur.<a href="http://1.bp.blogspot.com/-r1a6cDDu_kw/T3xWwANSj7I/AAAAAAAAG6U/OdszMzC4HUM/s1600/DSCN9722.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5727548208797880242" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://nismedia.com//HLIC/d971a5b2e8c6148f31cf18b12611fcb8.jpg" border="0" alt="" width="282" height="320" /></a></p>
<p>Artık sabır taşı çatlamıştır.. böyle bir sanrı işte.</p>
<p>Bunlar öyle birlerle, ikilerle açıklanır gibi değildir.</p>
<p>Onlarla, yüzlerle açıklanabilirler. Türkiye&#8217;deki insan kaynakları fokurduyor, kökten evrilme yaşıyordur Anadolu toprakları.</p>
<p>Bu  satırların yazarı hiç unutmuyor. Rıza Zelyut Van’dan kalkıp İstanbul’a  gelmiş, Yansıma Dergisi&#8217;ne ilettiği öyküleri konusunda bazı soruları  yanıtlamış, yenilerini bırakıp gitmiştir.</p>
<p>Kayseri, Van’a göre daha yakın bir yerdir.</p>
<p>Sivas’ın  Çepni Köyü’nde doğan ve öykü yazma konusunda ‘bade’ içen ve  yazdıklarının kamuya sunulması gerektiğine kesin inanan Mehmet Güler  sonunda şunu başarmıştır. <a href="http://2.bp.blogspot.com/-Kd27dHCtXc4/T3xcwRxmgnI/AAAAAAAAG6s/VMPtKyLJQFc/s1600/DSCN9455.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5727554810583351922" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://nismedia.com//HLIC/7f4406377975f0bde2550671088e43e3.jpg" border="0" alt="" width="320" height="234" /></a></p>
<p>Yirmi sekiz yaşındadır ve usu başındadır.</p>
<p>Öyle Mecnun’um Leyla’mı gördüm diyecek bir tavır yoktur onda.</p>
<p>İki çocuğunu ve eşini de yanına alarak; ‘Ver elini İstanbul,’ demiştir. Neden?</p>
<p>İkinci  soru burada yanıtını bulur.</p>
</div>
<div>Yazarın genç bir adam olarak kentlerle,  nasıl bir ilişkisi olur sorusunun yanıtını, gelecek yazıda burada  izleyeceğiz. (SÜRECEK)</p>
<p>Sevgi, içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin SonMez, 5 Nisan 2012, Stockholm.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nismedia.com/2012/04/james-joyce-son-yuz-yilin-ilk-on-romancisi-arasinda-gosterilen-unlu-bir-yazar-%e2%80%98sanatci%e2%80%99-diyor-ben-yazarin-genc-adam-olarak-portresi-diyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stockholm dedim dün. Büyük bir fuar düşü gibi Stockholm açıldı önümde&#8230; Bu salonda ağır endüstri, asfalt döven tanklar var. Bu alanda çalışan kadınlarda iri ve heybetliler&#8230;</title>
		<link>http://nismedia.com/2012/03/stockholm-dedim-dun-buyuk-bir-fuar-dusu-gibi-stockholm-acildi-onumde-bu-salonda-agir-endustri-asfalt-doven-tanklar-var-bu-alanda-calisan-kadinlarda-iri-ve-heybetliler/</link>
		<comments>http://nismedia.com/2012/03/stockholm-dedim-dun-buyuk-bir-fuar-dusu-gibi-stockholm-acildi-onumde-bu-salonda-agir-endustri-asfalt-doven-tanklar-var-bu-alanda-calisan-kadinlarda-iri-ve-heybetliler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2012 13:21:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nismedia.com/?p=1040</guid>
		<description><![CDATA[Dün sizlere canlı bir fuardan söz ettim. Stockholm dedim.
Bakın ne oldu. Ortalık ilkin renkli çiçeklerle doldu.
Sonra yapı endüstrisi konusunda ne var ne yoksa..
Çiçeklerden sonraya konulmuş. Her yerde çiçek var.
Güç gösterisi ve çiçek&#8230; Şaşırdınız mı&#8230;
İnşaat ya da yapı insanları, ayrı bir sınıf, ayrı bir grup, dedim dün.
Bunu tam kıvamında gördüm ve izledim.
Bu insanlar, buraya sanki uzaydan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8496.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1041" title="DSCN8496" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8496-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Dün sizlere canlı bir fuardan söz ettim. Stockholm dedim.</p>
<p>Bakın ne oldu. Ortalık ilkin renkli çiçeklerle doldu.</p>
<p>Sonra yapı endüstrisi konusunda ne var ne yoksa..</p>
<p>Çiçeklerden sonraya konulmuş. Her yerde çiçek var.</p>
<p>Güç gösterisi ve çiçek&#8230; Şaşırdınız mı&#8230;</p>
<p>İnşaat ya da yapı insanları, ayrı bir sınıf, ayrı bir grup, dedim dün.</p>
<p>Bunu tam kıvamında gördüm ve izledim.</p>
<p>Bu insanlar, buraya sanki uzaydan gelmişler gibi bir hava var.</p>
<p>İlk fotoğrafa bakalım.</p>
<p>Fuar önünde bir küme insan var. Tümü erkek.</p>
<p>Kafaları kazınmış, bıçkın duruşlu, biraz da maço adamlar.</p>
<p>İnşaat, yapı insanl<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8498.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1042" title="DSCN8498" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8498-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>arı böyle işte. Dün dedim ki:</p>
<p>Bizdeki inşaat işlerinde çalışanları böyle görünmüyor.</p>
<p>Bunlar,  belki de bu durum İsveçli olmakla açıklanabilir.</p>
<p>Belki de bu sektörü İsveçli gibi algılamakla sınırlı bu konu da.</p>
<p>Şimdi fuar alanına girelim biraz.</p>
<p>Soldaki kalablık salon bir tür iş alanıdır.</p>
<p>Burada matkap gibi yol, asfalt, kazı gibi işlere deggin aletler var.</p>
<p>Kol, pazu gücü öne çıkan işler. İnsanlar da böyle&#8230;</p>
<p>Sağda üçüncü sırada güç gösterisi yapan iki kişi var.</p>
<p>İnsanlar… Sağlıklı, sporcu ve canlı insanlar…</p>
<p>İnsanlar, bir kez kişi olarak tek tek insanlar vücut yapmışlar.<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8555.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1043" title="DSCN8555" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8555-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></p>
<p>Hemen hepsi neredeyse güç gösterisi için yaratılmış diyeceksiniz.</p>
<p>İzlenimlerim bu yapı işçilerinin tümünün sağlıklı görünüşüdür.</p>
<p>Yukarıdan sıkıştırılmış iki pantolon var.</p>
<p>İki kişi bunları asıl duruyor. Ortada hakem saniye saatini çalıştırdı.</p>
<p>Daha uzun kalan kol gücünü kanıtlayacak ve ödül alacak.</p>
<p>İyi beslendiklerini, yaşamdan hoşnut olduklarını seziyorsunuz onlara bakınca.</p>
<p>Bu slon tümüyle yarışmalarla, bir anlamda kuvvetle şekillenmiş.</p>
<p>Öteki iki salonda daha yumuşak işler, hassas alanlar var.</p>
<p>Cam döşemeler, merdivenler, kapı ve pencereler var birinde.</p>
<p>Daha büyük olanda ise temizlik, havanın arınması işin yeni buluşlarla ilgili araçlar var. Onu da yarın anlatırım.<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8499.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1044" title="DSCN8499" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8499-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></p>
<p>Bu salonda ağır endüstri, asfalt döven tanklar var.</p>
<p>Bu alanda çalışan kadınlarda iri ve heybetliler.</p>
<p>Eski arkaik Vikinglerdeki masal insanları gibi hepsi.</p>
<p>En kısa insan bir seksen, bir doksan gibi bu sektörde.</p>
<p>Dün yazmayı unuttum! Bunlar, portano, liman halkı gibi&#8230;</p>
<p>Bira fıçılarla giriyor içeri. Her stant, bira musluklarını açmış.</p>
<p>Bizde çay ikramı yapılır ya, hani yemekten sonra bazı yerlerde.</p>
<p>Bu fuarda hemen her stant, bir iki bira fıçısı musluğu kondurmuş</p>
<p>Bu alanda çalışan ve güç gösterisini seven insanlar birasız duramıyor.</p>
<p>Bira deddiğin de oyle bir iki kupa değil, kimi yerde şişelerle veriliyor. Bu insanların gücü yapıları yükseltir.</p>
<p>Onlara bira gibi masum içkiler ikram edilirken, kaz gelen yerden tavuk esirgenmez gerçeği de ortaya çıkıyor.</p>
<p>Dün, şaşkınlığımın da paradoksu şurada! Sert bir sektör yapı işi.</p>
<p>Fakat çiçekler unutulmamış, dedim.<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8497.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1045" title="DSCN8497" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8497-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>İkinci şaşkınlığım ise&#8230;</p>
<p>Çalışan kol gücüne bira ikramı bol keseden sürüyor.</p>
<p>Bunların mideleri besleniyor burada&#8230;</p>
<p>Hani bizde olsa bu kol gücü için&#8230;</p>
<p>Burada &#8216;mecit&#8217; falan istenir.</p>
<p>Onların &#8216;maneviyatı&#8217; desteklenir.</p>
<p>Bunu işçiler kendileri de ister, tartışmasız.</p>
<p>Şimdi bir tarafta mideler besleniyor.</p>
<p>Bir tarafta manevi duygular yükseliyor&#8230;</p>
<p>Bu durum dünyayı nasıl algıladığımız anlamına geliyor mu?</p>
<p>Onların yaşamı nası algıladığı konusu mu bu?</p>
<p>Bir şaşkınlık da burada!</p>
<p>Şakınlığı kısa sürede aşacağım ve sizlere bu fuar konusunu biraz daha açacağım</p>
<p>Sevgi içtenlik…</p>
<p>Tekin Sonmez, 24 Mart 2012 Stockholm</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nismedia.com/2012/03/stockholm-dedim-dun-buyuk-bir-fuar-dusu-gibi-stockholm-acildi-onumde-bu-salonda-agir-endustri-asfalt-doven-tanklar-var-bu-alanda-calisan-kadinlarda-iri-ve-heybetliler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stockholm&#8230; Yeni ve cıvıl cıvı bir fuar&#8230; Yapı, &#8216;inşaat sektörü&#8217; adı verilen bir alanda tüm yenilikler var. Sert bir sektör yapı işi. Fakat çiçekler unutulmamış&#8230;</title>
		<link>http://nismedia.com/2012/03/1010/</link>
		<comments>http://nismedia.com/2012/03/1010/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2012 15:19:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nismedia.com/?p=1010</guid>
		<description><![CDATA[Bursa&#8217;da geçen on günlük kitap fuarının verdiği duygular var.
Bunlardan ayrı bir yazıda görsellik sunarak söz etmek isterim.
Bursa&#8217;da zaman diye bir vurgu da var.
Orada kitap fuarında,  özellikle bu işlendi.
Benim edindiğim iyimserlik  de var Bursa&#8217;dan.
Bu iyimserlikle Stockholm&#8217;e koştum.
Bir de ne göreyim! A&#8217;dan z&#8217;ye kadar herşeyi içeren bir konu&#8230;
İsveç yapı teknolojisi görkemli buluşlarla karşıladı beni.
Bunlardan birisini hemen ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN84821.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1011" title="DSCN8482" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN84821-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a>Bursa&#8217;da geçen on günlük kitap fuarının verdiği duygular var.</p>
<p>Bunlardan ayrı bir yazıda görsellik sunarak söz etmek isterim.</p>
<p>Bursa&#8217;da zaman diye bir vurgu da var.</p>
<p>Orada kitap fuarında,  özellikle bu işlendi.</p>
<p>Benim edindiğim iyimserlik  de var Bursa&#8217;dan.</p>
<p>Bu iyimserlikle Stockholm&#8217;e koştum.</p>
<p>Bir de ne göreyim! A&#8217;dan z&#8217;ye kadar herşeyi içeren bir konu&#8230;</p>
<p>İsveç yapı teknolojisi görkemli buluşlarla karşıladı beni.</p>
<p>Bunlardan birisini hemen ilk görsellik olarak sunuyorum.</p>
<p>Yine daha sonra bu konuya değineceğim.</p>
<p>Sağdaki ilk görsellik.</p>
<p>Bir ortak kullanım alanı imgelemi var burada.<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8490.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1015" title="DSCN8490" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8490-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a></p>
<p>Bu ortak kullanım alanı neden Ortadoğu&#8217;dan farklı?</p>
<p>Neden bu denli özenli ve seçkin&#8230;</p>
<p>Anlamıyorum! Tuhaf değil mi!</p>
<p>Bunu irdeleyeceğim o başka bir yazıda.</p>
<p>&#8216;İnşaat sektörü&#8217; adı verilen bir alanda tüm yenilikler var.</p>
<p>Yenilikler her konuda zevkli bir yarış boyutunda&#8230;</p>
<p>Şuradan başlamalıyım!</p>
<p>Soluk soluğa bu yeniliklere koştum.</p>
<p>Çok büyük üç salon dopdolu yeni buluşlarla sırlarını ve kapılarını açmış ben Stockholm&#8217;a ulaşamadığım sırada.</p>
<p>Sırlar, bu kez güneş enerjisinden hava konusuna atlamış.</p>
<p>Türkçesi, oksijenin kullanımı konusuna dönüşmüş konu.<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8492.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1016" title="DSCN8492" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8492-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p>Havayı nasıl kullanacağız?</p>
<p>Kirlenen salt çevre, toprak, su değil.</p>
<p>Şimdi bir de soluduğumuz cisim, madde öne geçti.</p>
<p>Kullandığımız havayı tekrar kullanmak için ne yapmalıyız?</p>
<p>Burada bu endüstri tüm gücünü buraya toplamış.</p>
<p>Yaratıcı becerilerini bu konuya seferber etmişler.</p>
<p>Bununla birlikte öteki konular da ihmal edilmiyor.</p>
<p>İşte yine o, ilk görsellik. İnsanlığın &#8216;kadim&#8217; arkaik sorunu. &#8216;Ayak yolu!&#8217;</p>
<p>Bu kez bu konu renkli çiçekler gibi parıldayan şekerlerle bezenmiş&#8230;</p>
<p>Burada, bugün, şu anda bir iki izlenimle yetineceğim.</p>
<p>İnşaat ya da yapı insanları, ayrı bir sınıf, ayrı bir grup.</p>
<p>Bunu bugün tam kıvamında gördüm ve izledim.</p>
<p>Bu insanlar, buraya sanki uzaydan gelmişler gibi bir hava var.<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8493.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1017" title="DSCN8493" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8493-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p>Bizdeki inşaat işlerinde çalışanları böyle görünmüyor.</p>
<p>Bunlar,  belki de bu durum İsveçli olmakla açıklanabilir.</p>
<p>Belki de bu sektörü İsveçli gibi algılamakla sınırlı bu konu da.</p>
<p>Neden diye soracaksınız! İlkin her yerde çiçek var!</p>
<p>Çiçek olmayan yer yok. İşte ben de bunları sunuyorum.</p>
<p>Hani Bursa Kitap Fuarı&#8217;nda çiçek bu denli önde değildi.</p>
<p>Bir de insanlar&#8230; Sağlıklı, sporcu ve canlı insanlar&#8230;</p>
<p>İnsanlar, bir kez kişi olarak tek tek insanlar vücut yapmışlar.</p>
<p>Hemen hepsi neredeyse güç gösterisi için yaratılmış diyeceksiniz.</p>
<p>Bir de maço bir ruh var bunlarda. Bana portano halkını çağrıştırdı.</p>
<p>Geçen yüzyılda tango yapan Arjantinli liman ahalisini anımsattı bana.<a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8486.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1018" title="DSCN8486" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCN8486-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p>Bu bağlantıya da daha sonra değineceğim.</p>
<p>İzlenimlerim bu yapı işçilerinin tümünün sağlıklı görünüşüdür.</p>
<p>İyi beslendiklerini, yaşamdan hoşnut olduklarını seziyorsunuz onlara bakınca.</p>
<p>Çoğunluğu genç bir sınıf ve çokluk tim, ekip olarak geliyorlar.</p>
<p>Salonun birinde güç ve dayanıklılık gösterileri, yarışları yapılıyor.</p>
<p>Gelecek ileti de onlardan da görsellik sunacağım.</p>
<p>Bursa&#8217;dan, kitapların kırılgan havasından sonra, yapı işinin sertliği beni şaşırttı.</p>
<p>Şaşkınlığımın da paradoksu şurada! Sert bir sektör yapı işi.</p>
<p>Fakat çiçekler unutulmamış.</p>
<p>Bursa&#8217;da Kitap Fuarı&#8217;nda göremediğim kadar renk renk çiçek var.</p>
<p>Bu durum dünyayı nasıl algıladığımız anlamına geliyor mu?</p>
<p>Onların yaşamı nası algıladığı konusu mu bu?</p>
<p>Bir şaşkınlık da burada! Şakınlığı kısa sürede aşacağım ve sizlere bu fuar konusunu biraz daha açacağım.</p>
<p>Sevgi içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin Sonmez, 23 Mart 2012 Stockholm</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nismedia.com/2012/03/1010/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yurt Gazetesi&#8217;nde Haber: Tekin Sönmez, Şafağın Demircisi Bursa&#8217;da, Tüyap Kitap Fuarı&#8217;nda&#8230;</title>
		<link>http://nismedia.com/2012/03/yurt-gazetesinde-haber-tekin-sonmez-safagin-demircisi-bursada-tuyap-kitap-fuarinda/</link>
		<comments>http://nismedia.com/2012/03/yurt-gazetesinde-haber-tekin-sonmez-safagin-demircisi-bursada-tuyap-kitap-fuarinda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Mar 2012 15:44:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonmez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nismedia.com/?p=998</guid>
		<description><![CDATA[Bir  dönem &#8216;Şafağın Demircisi&#8217; diye anılan bugünün aykırı roman yazarı Tekin  Sönmez, edebiyat etkinlikleri dolu sepetiyle Bursa Kitap Fuarı’nda.
Kırk yıl önce yüzlerce şiir arasından sıyrılıp çıkarak  &#8220;TRT Tek Şiir  Başarı Ödülü&#8221; alan (1970) &#8216;Şafağın Demircisi&#8217; ile adını duyurdu Sönmez.
Yansıma Dergisi’ni (1972 – 75) yayımladı.
&#8216;Morgun önünde üç kadın&#8217; adlı yazısı ile Çağdaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/YURT-2-haber-kipür-.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1005" title="YURT 2 haber kipür" src="http://nismedia.com/wp-content/uploads/2012/03/YURT-2-haber-kipür--221x300.jpg" alt="" width="221" height="300" /></a>Bir  dönem &#8216;Şafağın Demircisi&#8217; diye anılan bugünün aykırı roman yazarı Tekin  Sönmez, edebiyat etkinlikleri dolu sepetiyle Bursa Kitap Fuarı’nda.</div>
<p>Kırk yıl önce yüzlerce şiir arasından sıyrılıp çıkarak  &#8220;TRT Tek Şiir  Başarı Ödülü&#8221; alan (1970) &#8216;Şafağın Demircisi&#8217; ile adını duyurdu Sönmez.</p>
<p>Yansıma Dergisi’ni (1972 – 75) yayımladı.<a href="http://1.bp.blogspot.com/-PthCZvrN9fI/T2H_sw6SRYI/AAAAAAAAG4E/6_S4dfQ-x2g/s1600/DSCN9523.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5720134146245936514" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://nismedia.com//HLIC/82ce8decf70d1139591e8631e4c02aa9.jpg" border="0" alt="" width="200" height="88" /></a></p>
<p>&#8216;Morgun önünde üç kadın&#8217; adlı yazısı ile Çağdaş Gazeteciler makele fıkra (1980) dalı birincilik ödülünü aldı.</p>
<p>Aziz  Nesin, Demirtaş Ceyhun, Emil Galip Sandalcı, Asım Bezirci, Vedat  Türkali, Aziz Çalışlar döneminde seçilmiş TYS yönetim kurulu üyeliği  yaptı.</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/-raovMYBeC_k/T2IDK5xq2qI/AAAAAAAAG4c/pi-4L5DM8Jw/s1600/TYS%2Bgrup%2B1983%2B-%2BCopy.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5720137962556676770" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://nismedia.com//HLIC/004d6b4dcb96c1b92ec8db34416c7067.jpg" border="0" alt="" width="262" height="320" /></a><br />
1983’de  yurt dışına çıktı. Edebiyat, yazınsal metinler sepetini çiçeklerle  doldurdu. Bu sepette olanlardan birkaçına bakalım neler var…</p>
<p>Romanlar,  denemeler&#8230; belgeseller&#8230; Marissa Epos adlı romanı 25 yaşında. Berlin  Kültür Senatosu konuğu olduğu yıl ‘Söylence Berlin’ adı (1992) ile  yazılan ve yayımlanan romanı 20 yaşında.</p>
<p>İki yıl Hindistan, Nepal  ve iki yıl Güney Amerika gezginliği, sayısız fotoğraflar ve kültür  yazıları ile yeni çiçekler derledi. Edebiyat sepetini çiçeklerle  renklendirdi ve Türkiye’ye döndü.</p>
<p>Bu sepette yazıya ve  görselliğe dönüşenlere bakalım. Yüzlerce siyah beyaz ve renkli fotoğrafı  Cumhuriyet, Hürriyet, Radikal, Aydınlık gibi gazetelerde seri kültür  yazılarıyla birlikte yayımlandılar. <a href="http://1.bp.blogspot.com/-QlBNs2heqFA/T2IGj9uNttI/AAAAAAAAG5A/Dq_Q1t3G-9c/s1600/Copy%2Bof%2Bindia.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5720141691647538898" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://nismedia.com//HLIC/f4aec86aecadd33564f1f7201d198ea7.jpg" border="0" alt="" width="312" height="235" /></a></p>
<p>Tekin  Sönmez bunlarla da yetinmedi ve savaş muhabiri olarak Afganistan’a  (Ocak 2002) gitti. Sekiz gazetecinin kurşuna dizildiği yoldan, onlardan  bir gün sonra o yoldan, kurşuna dizilmeye bir an yaklaşmışken  geçti.</p>
<p>İlettiği  yazılar Türkiye’de birinci kaynaktan ilk seri döküman olarak Cumhuriyet  Gazetesi’nde ilk sayfa, birinci haber ve altı sütun üzerinden  fotoğraflarla yayına girdi ve seri yazılar olarak sekiz gün sürdü.</p>
<p>Gazetecilik belgeseli olarak doruk yaptı bu yazılar ve fotoğraflar ve daha sonra “Reporting Afghanistan” adıyla kitaplaştı.</p>
<p>‘BenAras’ adlı bilgelik gizemi Hindistan romanı yayımlandı. <a href="http://2.bp.blogspot.com/-3d5cQWzvQ5o/T2IFv0-64RI/AAAAAAAAG40/yoLitWdvHVw/s1600/TS%2BInd%25C4%25B1a.png"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5720140795948491026" class="alignright" style="border: 0pt none;" src="http://nismedia.com//HLIC/0dda9847d20a0bd3b5d05be23e38ff59.png" border="0" alt="" width="291" height="225" /></a></p>
<p>‘Pera  da İstanbul’ denemeler kitabı ve “Aşk’ı kitap, kitab’ı aşk” adlı  deneme, günce kapsamlı kitabı (2011) edebiyat sepetini şenlendirdi.  Kağıt gazeteciliğini yaşlı ve güne gecikerek başlayan kuşağa bıraktı.</p>
<p>Üç site ve yirmi blog’u dünyanın her yerinden canlı kültür haberleriyle yönetiyor, sürdürüyor.</p>
<p>Tekin Sönmez şimdi Bursa’da. Çok özel okurları olduğunu biliyor.</p>
<p>Onları kitap fuarında bekliyor. İsteyenlere 2. Salon, 409 B nolu stantta her gün kitaplarını imzalıyor.</p>
<p>Buna bağlı olarak 16 Mart Cuma günü (saat 15:45 – 16:45) romanlarından yola çıkarak, o<br />
romanlarının kişilerini konuşturacak.</p>
<p>Tekin Sönmez, Tekin SonMez’i anlatacak. <a href="http://3.bp.blogspot.com/-ihaHhNwlDRs/T2IJdtpcfsI/AAAAAAAAG5M/9IFxMhoQ7qw/s1600/YURT%2B2%2Bhaber%2B-%2BCopy%2B%25283%2529.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5720144882788236994" class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://nismedia.com//HLIC/7fc71bba5ded2525b7826467c0bfa5ef.jpg" border="0" alt="" width="320" height="256" /></a></p>
<p>Nasıl oldu da Sönmez, SonMez oldu, bu da var söyleşide.</p>
<p>Bursa  Edebiyat sepetinde bir performans daha var. 18 Mart Pazar günü (saat  14:30 – 15: 45) Yansıma Dergisi’nde (1972 – 75) ilk ürünlerini  yayımladığı dört kişiyi konuşturacak.</p>
<p>Daha 18 yaşındayken ilk  yazısını yayımladığı Prof. Dr. Veysel Batmaz, ilk öyküleriyle Mehmet  Güler, Necati Mert ve ozan Ahmet Özer.</p>
<p>Yansıma Dergisi’nin genç yazarlarını, bugünün olgun yazarları olarak, çocukluk anılarıyla sunacak.</p>
<p>&#8220;Kitap ve edebiyat tutkusu nasıl başladı&#8221;söyleşinin ana konusu olacak.</p>
<p>Sevgi, içtenlik&#8230;</p>
<p>Tekin SonMez, 15 Mart 2012, Bursa, Türkiye</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nismedia.com/2012/03/yurt-gazetesinde-haber-tekin-sonmez-safagin-demircisi-bursada-tuyap-kitap-fuarinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

